Sağ taraftaki siyah büyük şemsiyeli kişi babam olur. Ben yağan yağmura aldırış etmeden bu ve aşağıdaki kareleri günlüğüm için aldım.
30 Eylül 2008 Salı
Şeker Bayramı
28 Eylül 2008 Pazar
Yerel Gazete Yazıları
Bu meslek alanı dışında bir alan seçmem gerekseydi birinci sırada mutlaka 'Genel Cerrahi' ilk seçenek olmak kaydıyla Doktor olmayı isterdim. İkinci sırada ise TV programı da hazırlayan bir Gazeteci olmak isterdim. Kendimi sadece bu iki meslek dalı karşısında ezgin görüyorum. Bir doktor karşısında dilim dolanır. Çok sayarım. Birde gazeteci karşısında dilim dolanır. Çok sayarım. Dilim dolanması saygımdan ileri gelir. Heyecanlanırım. Tabii her meslek dalına ve bu dallara mensub olarak işini severek yapan insanlara da yürekten bir bağlılığım vardır. Bu bağlılığın sebebi ise 'taktir eden' yanımdan kaynaklanır.
Bir yerel gazete olan Kayseri Haber Gazetesi içerisinde 5. sayfanın sol üst tarafında bana ayrılan bölgede aşağıda sıralı tarihler kapsamında köşe yazısı denebilecek bazı yazılarım yayınlanmıştır.
1.) 12.01.07 Cuma
2.) 13.01.07 Cumartesi
-.) --.--.-- Pazar (gazete pazar günleri çıkmıyor)
3.) 15.01.07 Pazartesi
4.) 16.01.07 Salı
5.) 17.01.07 Çarşamba
6.) 18.01.07 Perşembe
48 günlük yazı hazırlayıp göndermeme rağmen sadece bu günlerde toplam 6 tane yazım çıkmıştır. Gazetelerin orjinal basılı halleri arşiv kolimde yer alıyor. Yayınlanmayan yazılar ise google dokümanlarda bulunuyor. Köşe yazmanın (özellikle mesleğimle alakalı bir köşe yazmanın) tadı damağımda kaldı.
Bilişim Dünyası isimli günlük yazılarım ieçrisinde öyküsünü bulabileceğiniz programı yaptığım gruba yeni geçmişti bu gazete o dönemde ve benim yazılarımı 18.01.2007`de kesmeleri 20.01.2007 ve 27.01.2007 tarihlerinde iki program daha yapıp (çeşitli sebeplerden dolayı sayıyı 10 programa tamamlamak gerekiyordu) grubu tümüyle terketmiş olmamda pay sahibidir.
27 Eylül 2008 Cumartesi
Çorum - Osmancık ve Çeltikte Son Durum

Pirinç fiyatlarında geride bıraktığımız aylarda gözlemlediğimiz artış sonrasında birden özellikle zincir marketlerde 'Made in USA' damgalı küçük çuvalcıklar içerisinde 5 KG`lık pirinçlerin yerli pirinçlere oranla neredeyse %45 ile %55 arasında daha ucuza satıldığını gözlemledik.
Bu pirinçler ithal pirinçti. Bu sayede pirinç üretimindeki düşüş nedeniyle desteksiz kalan çiftçinin yetiremediği pirinç açığı yüzünden artan fiyatlara çözüm bulunmuştu. Böyle çözüm mü olur? diye bana sormayın. Benimki durum tespiti. Ama cevapsızda kalmasın ithal çözüm değil yıkımdır. Pirinçte ya da herhangi birşeyde. Üretme imkanımız olan herhangi birşeyi ithal etmemiz çözüm olarak görülmemelidir.
Üstelik tarım ülkesi Türkiye`de.. Ben konuya geri döneyim. 'Made in USA' damgalı pirinçler vatandaşın ilgisini çekmedi. Çünkü huylanmışlardır. İthal edilen ürün pirinç olunca sıcak bakılmadı haliyle. Peki sonra ne oldu?.. Zincir marketlerden geri dönen bu çuvalcık içerisindeki pirinçler yerli markaların logosunu taşıyan naylon ambalajlar ile geri mi gönderildi zincir marketlere? Vatandaş yerli sanarak satın mı aldı bu pirinçleri? İthal edenler bu yolla zarardan kurtuldular mı?.. İncelenmeye değer konular.
25 Eylül 2008 Perşembe
Beş Kiloluk Ayçiçek Yağı (Sıvı Yağ) 16-23 Lira..
5 KG : 16 ile 22 lira arasında.
10 KG: 31 ile 44 lira arasında.
Birkaç yıl öncesini hatırlayınız. Bu fiyatlar böylemiydi? Yine hiçbir resmi istatistik aramıyor ve buraya eklemiyorum. Yurttaş yediği yağın fiyatı hakkında zaten bildi sahibidir. Kaldıki bu günün ayçiçek yağı perakende satış fiyatları hiç iç açıcı değil.
Peki bu durum karşısında başta Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD) -http://www.bysd.org.tr/ olmak üzere Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPDF) -http://www.tpdf.org/, Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) - http://www.tukoder.org/ , Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Ticaret Bakanlığı - http://www.sanayi.gov.tr/ ve Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Köyişleri Bakanlığı - http://www.tarim.gov.tr/ yani sivil toplum ve devlet ne yapıyor? (hiç değilse Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) - http://www.tzob.org.tr bu konuda lokomotif rol üstlenebilirdi) Görünen o ki hiçbirşey. Vatandaş ne yapıyor? Görünen o ki bir avuç parayla yağ almaya devam ediyor..Bir Çinik (Ort. 8 Kilo) Buğday 3-6 Lira..

Buğday tarla bakımını gerektirir. Bol miktarda mazot gerektirir. Lastiği ve motoru sağlam traktör gerektirir. Çok fazla işçi gerektirmez. Tarla sahibi kendisi ve birkaç yakını ile halledebilir. Yani iş gücü gereksinimi bakımından buğday, şeker pancarı gibi değildir. Yavaş yavaş toplanabilir. Bozulmaz.
Daha burada saymak istemediğim ve sayarken gerçekten canımı sıkan bir seri emek zincirinin ürünüdür. Buğdaydır. Yaşamsaldır. Ekmek yapılır onunla. Sadece ekmek değil ama ekmek yapılan bir ürün olması bile önemini açıklamaya zaten yetiyor.
Orta kalitede (ki orta kalite makul bir kalite) 8 kiloluk yani bir çinik buğday bu gün 3 Lira`dan bile alıcı bulamıyor. Ekim ayı ortalarında ekim zamanı gelen buğday yine ekilecektir bir şekilde ama şu bilinmelidir ki daha yazın hasat edilen buğdaylar birçok çiftçinin deposunda yığılı beklemektedir. Satanlar olmadı mı? Oldu. İnanın zarar edenler de oldu.. Hemde çok sayıda.
Bir Çuval Un 40-51 Lira..

Gerçekten çok yükseldi. Nedenlerini sorgulamadan un zammı yapanları doğrudan suçlu gibi göstermek elbette mantıklı olmayacaktır. Mazot ve elektrik fiyatlarındaki artışlar bu durumun tetikleyicisi oldu. Ama şu noktada iyi bilinmelidir ki un, yem ve gübre zamlarından önce iş yerleri kiralayarak alabildiğinde stok yapanlar 'serbest piyasa ekonomisinin aktörleri' değil olsa olsa yeni nesil kara borsacılarıdır.
Tamam olan olmuş artık dediğimizi varsayalım. Bari buğday çiftçisi bu zamlardan payına düşeni alsa? (Aldı mı dersiniz?) Rahmetli Sabancı`nın deyimiyle aldılar ama 'üçün birini' aldılar. Bu konuyu da değerlendiren birşeyler yazıyım..
Bir Çuval Şeker 98-101 Lira..
Bu yazı başlığı itibariyle herşeyi açıklıyor. Bu nedenle çok uzun yazmayacağım. Ancak ülkemizde hemen her yerde yetiştirilebilen ve doğası gereği bekletilmeden üretilmesi için yetiştirildipği yerlere yakın konumlarda bulunan fabrikalarında işlenerek toz başta olmak üzere çeşitli şeker biçimlerine dönüştürülerek ürün yapılan ve bu şekilde satışa sunulan şeker pancarı son tüketicisine bu kadar pahalı gelmemelidir.